oyetistirici @ yahoo.com

1800’lerdeki ALAMET-İ FARİKA’dan Günümüz Dünyası Sınai Mülkiyet Kanunu’na:

Tüm KOBİ’leri saygı, sevgi ve başarı dileklerimle selamlayarak başlamak isterim.

1850’lerdeki Encümen-i Danış Nizamnamesi ve 1872 tarihli Alamet-i Farika Nizamnamesi üzerinden çok ama çok zaman geçti. Günümüzde markalaşmanın tescili bambaşka bir boyut kazanmış durumda.  Hadi gelin bu sayıda da markalaşmanın öneminden değil, korunmasından bahsedelim.

Markalar çeşitli türlerde ifade edilebilir. Örneğim garanti markasına örnek TSE verilebilirken; ortak markaya TARİŞ Kooperatifi gösterilebilir.

Günümüz dünyasında markaların tescili önem arz etmektedir. Türk Patent ve Marka Enstitüsünün belirlemiş olduğu ve 01.01.1996 tarihinden beri ülkemizde yürürlükte olan NİCE Sınıflandırmaya göre mal ve hizmetler için toplam 45 sınıfı bulunmaktadır. 18 yaşından büyük iseniz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iseniz vergi mükellefi olmasanız da markanızın teciline başvurabilirsiniz.

Markanızın tescil koruması başvuru tarihiniz ve saatinizle başlar. Elektronik ortamda yapılabileceği gibi elden de Türk Paten ve Marka Enstitüsüne evraklarınızla başvurabilirsiniz. Online olarak ön yazı oluşturduğunuzda com.tr, KOSGEB desteği, fuar başvurusu gibi işlemleri yapabilirsiniz.

Markaların süresiz tescili mümkündür ancak markanız 10 yıl boyunca tescil edilir. Bu 10 sene sonunda sicil yenileme ücreti ile yine 10 yıl uzatma imkanı marka sahibine aittir.

Başvuruda markanın logosu 5 cm x 5 cm veya 7 cm x 7 cm ebadında, 300 DPI çözünürlüğünde ve de RGB renk formatında olmalıdır.

Başvurudan sonra enstitü uzmanları şeklen incelemelerde bulunurlar. 3 aylık bülten ilanı söz konusudur. 3. Şahıslardan bir itiraz gelmez ise marka başvuru tescil edilir. Ret edilen başvurulara 2 ay içinde itiraz edilebilir. 

Marka başvurularının mutlak ret nedenleri içinde jenerik bir ifade olması, şekil, cins gibi ayırt edilemeyen ifadelerin bulunması, benzer markaların isimlerini taşıması, yanıltıcı değerler taşıması, dini sembol ve değerler ihtiva etmesi, terör örgütlerinin isimleri, ülke bayrakları, genel ahlaka ve kamu düzenine aykırılıklar, uygun olmaması, halka mal olmuş kişi ve değerlere gönderme yapması, eski uygarlıkların amblemleri içermesi geçmektedir.  

 10 Ocak 2017 tarihine kadar kanun hükmünde kararnameler ile yürütülen bu tür işlemler sonunda yasalaşmış ve 29944 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.  Kanun hükmünde kararnameler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebiliyor iken artık 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu yürürlüktedir.  Patent, Faydalı Modeller, Tasarımlar, Markalar, Coğrafi İşaretler, ve Entegre Devre Topoğrafyaları (çipler) hakkındaki tüm haklar, ifadeler ve davranışlar yasa ile belirlenmiş olmuştur. 

Ülkemizde fikri mülkiyet koruması; uluslararası platformda da sağlanmaktadır. Dünyada 1883 yılında ilk imza tarihine konu olan Paris Sözleşmesi’ne Türkiye 10 Ocak 1925 yılında üye olmuştur. 1976 yılında 13. Ve 30. Maddeler yürürlüğe girmiş olup ilk 12 madde ise 1995 yılında yürürlüğe konmuştur.

Taraf olduğumuz Madrid Protokolü ise 01 Ocak 1999 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Yine Budapeşte, Lahey sözleşmeleri markaların küresel korunması adına işleyen platformlardır. Ayrıca Dünya Ticaret Örgütü ve WIPO ( Dünya Fikir Mülkiyet Teşkilatı) uluslararası tescillerde yetkili mercilerdir.

Rüçhan hakkı dediğimiz hak mevzuatlarda gecen bir hak olup önceden doğan hak nedeniyle sıralamada öne geçme hakkı olarak açıklanabilir.

Günümüzde markalar devir, teminat, lisans, miras gibi işlemlere de konu olabilirler. Markalaşmada kocaman emekler saklı. Artık bunu görebiliyor ve hissedebiliyoruz.

Kimsenin emeğinin kimseye geçmemesi dileğiyle korunmalı markalar dilerim….