Torunları Hacı Veyis Efendi’yi Anlattı

Hacı Veyis Efendi’nin torunlarından Prof. Dr. Mustafa Fayda ile Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı, Karatay Belediyesi Kent Konseyi’nin düzenlediği, “Âlimler: Konya’nın Sinesinde Açan Çiçekler Hacı Veyis Efendi” programına konuk oldu. Küçükaşçı ve Fayda, Konya’nın manevi mimarlarından olan Hacı Veyis Efendi’yi anlattı.

Karatay Belediyesi Kent Konseyi, korona virüsü salgınının etkisini sürdürdüğü bugünlerde vatandaşların sosyal ve kültürel etkinliklerden faydalanmaya devam etmesi için birçok proje yürütüyor.

Bu kapsamda Karatay Kent Konseyi Gençlik Meclisi, Konya’nın manevi mimarlarından olan Hacı Veyis Efendi’nin daha iyi tanınması ve gelecek kuşakların da bu kıymetli şahsiyetten istifade edebilmesi amacıyla sosyal medya platformları üzerinden “Âlimler: Konya’nın Sinesinde Açan Çiçekler Hacı Veyis Efendi” programına imza attı.

Hacı Veyis Efendi’nin torunu Prof. Dr. Mustafa Fayda ve Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşcı, iki gün boyunca katılımcılara hem Hacı Veyis Efendi’nin hayatını hem de Konya ile ülkemizin ilim, sosyal ve kültürel hayatına kattıklarını anlattı.

“HACI VEYİS EFENDİ İMAMLIĞIN ZİRVESİYDİ”

“Âlimler: Konya’nın Sinesinde Açan Çiçekler Hacı Veyis Efendi” programının ilk gün konuğu Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı oldu. Program için Karatay Belediyesi Kent Konseyi’ne teşekkür eden Mustafa Sabri Küçükaşçı, kendisinin Ali Ulvi Kurucu ve Ali Ulvi Kurucu’nun kardeşi Hattat Ahmet Ziya Efendi’den ders aldığını ifade ederek, ailenin geçmişten bugüne ilim geleneğini sürdürdüğünü söyledi.

Kurucu Ailesi’nin 16’ıncı yüzyılda Anadolu’ya geldiğini söyleyen ve ailenin Konya’ya ilk geldiğinde kışın Sedirler’de yazın da Şatır’da ikamet ettiklerini ifade ederek, “Hacı Veyis Efendi’nin bir cami imamı olarak görülmesi gerekiyor. Elbette bir müderrisliği var ancak medreselerin kapatıldığını varsaydığımızda Hacı Veyis Efendi bir cami görevlisidir. Fakat mahallenin imamı demek, Osmanlı şehir örgütlenmesi içerisinde çok önemli bir görevdir. Yani mahallenin her türlü derdiyle dertlenen, maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılayan, özellikle onların şehirleşmesi, medenileşmesi ve mütedeyyin olmasında ciddi rol oynayan insanlardı imamlar. Dolayısıyla bu özelliklerini saydığımız imamların zirvesi olan, yani nasıl bir imam portresi çıkarılmak istendiğinde Hacı Veyis Efendi, tüm bu şartların tamamını kendinde oluşturmuş bir insandı” diye konuştu.  

“HACI VEYİS EFENDİ, KENDİSİNİ KONYA’NIN MANEVİ DÜNYASININ HEP CANLI KALMASINA VAKFETMİŞTİR”

Prof. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı, Kur’an-ı Kerim’in bir iman kitabı olduğunun altını çizdiği konuşmasında şunları aktardı: “Bizler, Kur’an’ı dinlerken Kur’an-ı Kerim’in sesinden bile istifade etmeyi bilen bir milletiz. Hacı Veyis Efendi’nin kendisi, Kur’an-ı Kerim ile hemhal olmuş, onunla bütünleşmiş Kur’an-ı Kerim’in yol göstermesi için Peygamberimiz Hz. Muhammed’i hayatımızın merkezine oturtmamız gerektiğini öğrenmiş, bunu da hayatının tamamına tatbik etmiştir. Bu hayat tarzını uygulamaya da tüm çevresinden özellikle de ailesinden başlamıştır. Dolayısıyla Konya’nın manevi dünyasının canlı kalması ve onun beslenmesi konusuna kendisini vakfetmiştir. Bu kadar iyilik ve hizmet yapmış birinin duası kabul olmaz mı, kalbinden bir şey söylediği zaman bunun mutlaka bir karşılığı olmaz mı? Hacı Veyis Efendi ve ailesi hem iyi bir alimdir, hem iyi bir abiddir hem de manevi derinliği olan yani kısacası ilim, irfan ve kültürle ilgili olan her şeyi karşılayan biridir.”

“ÜMMET KELİMESİ MEDİNE SÖZLEŞMESİ’NDE GEÇTİĞİ GİBİ KULLANILMALIDIR”

Hacı Veyis Efendi’nin torunu Prof. Dr. Mustafa Fayda da dedesi Hacı Veyis Efendi’yi gençlere anlatmanın mutluluğu içerisinde olduğuna vurgu yaparak Karatay Kent Konseyi’ne teşekkür etti. Mustafa Fayda, konuşmasında Kurucu Ailesi’nin Konya ve Türkiye için taşıdığı önemden söz etti.

Tasavvufun kaynaklarını Kuran’ı Kerim’de bulduklarını belirten Fayda, “Bizler, ümmeti ikiye ayırıyoruz; biri ümmeti davet, diğeri ise ümmete icabettir. Ümmeti davetle ilgili Peygamber haneyi daveti Kur’an da Allah iki sıfatta birkaç ayette söylüyor. Beşir ve nezir sıfatıyla vazife görmüştür. Beşir müjdelemek nezir uyarmaktır. Şimdi ümmet terimini nerden geliyor ondan bahsedeyim. Ümmet yazılırken Peygamberimize atıf yapılıyor o kadar. Ümmet terimi Peygamber efendimizin Hicret’ten sonra Medine’deki bütün halk kendisine bir metin hazırlayıp veriyorlar. Bu metne Medine Sözleşmesi diyen de var. Bu metnin ikinci cümlesi ‘Medine’deki bütün ensar ve muhacir olan bütün halk bir ümmet medyana getirir’ diyor Peygamberimiz. Bu nedenle ümmet kelimesi Medine Sözleşmesi’nde geçtiği gibi kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

(Haber Merkezi / Haber Kent)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri