Aden Körfezi görüşmeleri

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sivas milletvekili İsmet Yılmaz, “Süveyş Kanalı, Kızılde...

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sivas milletvekili İsmet Yılmaz, “Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde yılda 20 binin üzerinde ticari gemi geçiş yapmaktadır. Bu geçişler, dünya ticaretinin takriben yüzde 14’üne ve petrol taşımacılığının ise yaklaşık 4’te birine karşılık gelmektedir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda Aden Körfezi tezkeresi görüşüldü ve oylandı. Oylama sonucunda Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sivas milletvekili İsmet Yılmaz, Aden Körfezi’nin Somali kara suları açıkları gibi istikrarsız bölgelerde ticari malları taşıyan gemiler deniz haydutları bakımından cazip birer hedef hâline geldiğini kaydederek, “Deniz ticaretinin önemli bir bölümünün de geçiş güzergahı olan Aden Körfezi, Somali kara suları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerinde bilhassa 2008’den itibaren ortaya çıkan deniz haydutluğu ve denizde silahlı soygun eylemleri seyrüsefer serbestisini kesintiye uğratmış, deniz taşımacılığını ve uluslararası ticareti de olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde yılda 20 binin üzerinde ticari gemi geçiş yapmaktadır. Bu geçişler, dünya ticaretinin takriben yüzde 14’üne ve petrol taşımacılığının ise yaklaşık 4’te birine karşılık gelmektedir. Bölge, Türk dış ticareti açısından da hayati önemi haizdir. Türkiye’nin bu güzergâhtan yılda ortalama bin Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçmekte, Türk dış ticaret hacminin yüzde 20’si gerçekleştirilmektedir. Bölgeden geçiş yapan Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı ticari gemi sayısı -ihracatın artışına bağlı olarak da- her yıl artmaktadır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Ünal Çeviköz, CHP bugüne kadar Somali ve Aden Körfezi’yle ilgili tezkerelere olumlu oy kullandığını hatırlatarak, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu tezkereye olumlu oy kullanmasının temel gerekçelerini şu şekilde sıralamak ve sizlere sunmak isterim: Deniz haydutluğu ve korsanlığın uluslararası dayanışmayı gerekli kılan ortak tekliflerden biri olması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının sağladığı meşruiyet, Bu bölgelerde deniz haydutluğu ve korsanlık yapan çeteleri etkisiz hâle getirmenin çok güçlü donanmalara sahip olan büyük devletlerin kapasitelerini aşması ve uluslararası iş birliği ve dayanışmayı zorunlu kılması, Somali’nin doğu kıyısında ve geniş kıyı şeridinde otorite sahibi olamaması -Somali’nin kıyı şeridi uzunluğu 3 bin kilometredir-, korsanlık faaliyetlerinin uluslararası ticareti ve deniz taşımacılığını olumsuz şekilde etkilemesi, can ve mal emniyetine çok ciddi tehdit oluşturması” şeklinde konuştu.

28 Ocak 2020 itibarıyla, İdlib’de M5 kara yolu üzerindeki en büyük yerleşim birimlerinden biri olan Maaret El Numan Suriye ordusu tarafından temizlendiğini söyleyen Çeviköz, “Bu durum, elbette, Türkiye’ye yönelik göç dalgasını çok ciddi bir şekilde hızlandıracak ve Türk Silahlı Kuvvetleri gözlem noktalarından biri daha kuşatma altına alınmış olacak. İdlib’deki yüz binlerce insan da giderek çok daha dar bir alana sıkışıyor ve giderek kuzeye doğru, Türkiye sınırına doğru ilerliyor. İktidarın İdlib’le ilgili olarak acilen adım atması ve İdlib’den ülkemize yönelebilecek tehditleri bertaraf edecek bir siyaset izlemesi şarttır” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi Adana milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, Somali tezkeresinin uzatılmasını doğru bulmadıklarını söyleyerek, “Bu Meclis, çok sayıda tezkereye onay verdi ve tezkereleri çıkarırken esasen hangi mantık üzerinde bu tezkerelerin çıkarıldığı, esas sorunların sebebi nedir, kaynağı nedir gibi sorulara yanıt aramak yerine, en kestirme yoldan tezkere çıkarıp asker göndermeyi, başka ülkelerin denizlerine, toprağına asker göndermeyi neredeyse bir marifet hâline getirmeye başlamış durumdadır.Hiçbir devletin askeriyle polisiyle ve paramiliter güçleriyle hatta istihbarat örgütüyle uğraştığı sorunların esas kökenine inmediğini ifade etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın, Van Bahçesaray’da yaşanan çığ felaketine ilişkin olarak, “Daha bir hafta önce Elâzığ ve Malatya’daki afetten, depremden dolayı yaralarımız, acımız, üzüntümüz küllenmemişken üzerine bir de Van’dan gelen bu haber üzüntümüzü gerçekten katbekat artırmıştır. Ben orada cansiperane, gerçekten bir vatandaşını kurtarma adına, büyük bir fedakârlıkla, hiçbir coğrafi ve iklim şartını dikkate almaksızın kahramanca mücadele edip şehadet şerbeti içen asker ve sivil bütün şehitlerimize, bütün kayıplarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, aziz hatıraları önünde saygıyla hürmetle eğiliyorum” şeklinde konuştu.

Aydın, Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmak istendiğini belirterek, “Bunların bir tanesi, terördür. Dünyanın her yerinde küreselleşen bir terörün varlığından söz edilirken inanın bütün dünya başkentlerindeki olaylar teker teker telaffuz edilip telin edilirken, nedense Barcelona, Madrid, Londra, Paris, Berlin baskınları bahane edilerek terör lanetlenirken Türkiye bu konuda ağır bedeller ödemesine rağmen uluslararası bağlamlarda bir defa dahi -işte, hep birlikte katıldığımız arkadaşlarımız buradalar, hazırun burada, söylesinler aksi var ise- telin edildiğini, bir defa protesto edildiğini ya da sorunlarla ilgili bir iki cümle söylendiğine tanıklık etmedik. Şimdi, bu çifte standardı biz nasıl kabul edeceğiz uluslararası ilişkiler ya da evrensel değerler adına? Sayın milletvekilleri, evrensel değerler, ulusal çıkarlarla çakışmamalı. Ulusal çıkarlarla mugayir bir evrensel değeri savunmak gerçekten boşa kürek çekmektir. Çünkü millî olan değerler topyekûn olarak taşınır uluslararası boyutta evrensel değerleri oluşturur. Yani bendeki terör sayılmayıp bir başkasındaki, bir komşudaki terörün terör sayılması hiçbir evrensel kaide, kuralla açıklanamaz” diye konuştu.

İYİ Parti Aydın milletvekili Aydın Adnan Sezgin, gücünü uluslararası meşruiyetten alan tezkereleri desteklediklerini söyleyerek, “Aden Körfezi ve onu Kızıldeniz’e bağlayan Babülmendeb Boğazı hem uluslararası ticaretin hem de bölgenin güvenliği açısından stratejik öneme sahiptir. Özellikle Asya ve Orta Doğu pazarları ile Avrupa arasındaki ticari faaliyetlerin büyük kısmı bu rota üzerinden gerçekleşmektedir, Afrika bağlantısı da çok önemlidir tabii. ‘Afrika Boynuzu’ olarak da adlandırılan bölge, ekonomik, siyasi ve askerî olarak önemli bir ilgi odağıdır” diye konuştu.

(İHA)

Kaynak: İHA

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri