Yokuş: ‘Hayvanlar ‘Can’ Değil ‘Mal’ Olarak Görülmeye Devam Edecek’

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, “5199 sayılı Yasa üzerinde yani TCK'ye alınacak ama bundan bir yarar görmeyecek, işlevsiz olacak hayvanların, kaderi yine ilgili kurum, kuruluşlar, bürokratların insafına bırakılacak. Sokaklarda popülasyonun artmasının ve sahipli hayvanların terk edilmesinin önüne geçilemeyecek. Hayvanlar ‘can’ değil, ‘mal’ olarak görülmeye devam edecektir” dedi.

“Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerindeki görüşmeler; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nunda yapıldı.

Burada söz alan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, kanun teklifinde hayvanlara karşı işlenen suçlarda sahipli, sahipsiz hayvan ayrımını ortadan kaldıracak tek bir kelimenin olmadığını ifade etti.  Teklifteki, “hayvanlarla cinsel ilişkide bulunma” ibaresine de tepki gösteren Yokuş, şunları söyledi:

“Teklifte, hayvana şiddet, işkence, öldürme, tecavüz, -trajik biçimde kanun maddesinde tecavüze "cinsel ilişki" denilmiş, sanki hayvanların rızası varmış gibi- dövüştürme, deve, boğa güreşleri, folklorik hariç tutulmuş. Fiiller çok medyatik olup ülke gündemine oturmamışsa altı aydan başlayan ve hapis yatması getirmeyecek cezalar öngörülmüş. Ceza alt sınırları üç yılda başlamadığı sürece hapis yatışı olmayacaktır. Kabahat olarak görülen kimi ağır suçlarda komik para cezaları öngörülmüştür. Hayvan hakları ihlalinde, suçüstü dışında -nasıl olacaksa- tüm şikâyetler sadece tarım il ve ilçe müdürlüklerinde yapılacak. Hafta sonları ve mesai saatleri dışında ise elimiz kolumuz bağlı, nereye şikâyet edeceğiz, ilgili merci nerede? Bulsak da arayıp şikâyet etsek; böyle boşluklar var.”

“Hayvanların Nasıl Katledildiğini Örnekleriyle Gördük”

“En fazla hak ve yaşam hakkı ihlallerinin yapıldığı belediye görevlilerine ceza konusunda hiçbir madde yok” diyen Yokuş açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Belediye yetkililerine cezai yaptırım uygulanabilmesi için hayvanların asli görevleri arasına hayvanları da almak için -başkanların asli görevleri arasına- 2 farklı kanuna ek yapılması gerekmektedir. Teklifte, bununla ilgili hiçbir ibare yok yani belediyelere cezasızlık devam edecektir. Bunu birçok belediyede gördük, hayvanların nasıl katledildiğini örnekleriyle gördük; onun için bu çok önemli. İki yıl içinde tüm sahipli hayvanların dijital kayıt altına alınması zorunlu yoksa hayvan sahibine para cezası getirilmiş. 25 bin nüfuslu yerlerde belediyelere bakımevi kurma zorunluluğu yok. İnsan nüfusu ile hayvan bakımevi kurma arasındaki bağlantının hiçbir ilgisi yoktur, aksine kırsal bölgelere hayvanların atılması sıkça yaşanır ve üreme döngüsü kontrolsüz devam eder. İnsan nüfusu baz alınmadan her belediyenin küçük çaplı tedavi ve kısırlaştırma merkezi kurması şarta bağlanmalıdır”

“Popülasyonun Nasıl Kontrol Atına Alınacağı Muamma”

En çok sokak hayvanı popülasyonu olan kırsalda hayvanlar kısırlaşma veya tedavi için en yakın bakımevi olan ilçeye götürüleceğini söyleyen Yokuş,  “Köpekler giderken yine, farklı ilçelere atılacak; yaralı, kazalı, tedavi gerektirenler yollarda hayatını kaybedecek. Mobil kısırlaştırma, yasadan çıkarılarak yasaklanmamıştır. 75 bin nüfus ve üstündeki büyükşehir ve ilçe belediyelerine bakımevi kurma zorunluluğu için iki buçuk yıl gibi bir süre, 25 bin ile 75 bin nüfuslu yerlerde ise dört-beş yıl verilmiş. Dört-beş sene içinde tüm hayvanları kimliklendirerek, kayıt altına alarak, nüfusu kontrol edeceklerini beyan eden kanun yapıcılarının bu süre zarfında popülasyonu nasıl kontrol altında tutacağı maalesef bir muamma” şeklinde konuştu. 

“Küçük Hücrelerde Ölüme Terk Edilecekler”

 Sahipli hayvanı terk etmenin cezasının 2 bin TL olarak öngörüldüğünü ve bunun da kabul edilebilir bir durum olduğunu ifade eden Yokuş, yasaklı ırk köpeklerinin kapsamının da genişletilerek Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakıldığını ifade etti.  Barınaklardaki sahipsiz yasaklı ırklar sahiplendirilmeyecemeceğini ve barınaklarda yaşadıkları küçük hücrelerde ölüme terk edileceklerini söyleyen Yokuş,  “Kara ve su sirkleri ve yunus parkları, hayvanlar yaşam döngüsünü tamamlayana kadar açık kalacak, yenileri açılmayacak. Kendilerine defalarca anlatmamıza rağmen yetkililerin ölen yunusun çipinin kolaylıkla, kaçak yolla getirilen getirilecek hayvanlara takılabileceği ya da sürekli yavru doğumları olacağını nasıl hesaplamadıkları anlaşılır gibi değil” dedi.

“Can Değil Mal Olarak Görülmeye Devam Edecek”

Kanun değişikliği ile hayvanların kaderinin bürokratlara bırakıldığını belirten Yokuş,    “Kısacası, 5199 sayılı Yasa üzerinde yani TCK'ye alınacak ama bundan bir yarar görmeyecek, işlevsiz olacak hayvanların, kaderi yine ilgili kurum, kuruluşlar, bürokratların insafına bırakılacak. Sokaklarda popülasyonun artmasının ve sahipli hayvanların terk edilmesinin önüne geçilemeyecek. Deney hayvanları, fayton atları, yük hayvanları, yaban hayvanları, üretiminde kullanılan hayvanlar, sahipsiz ya da barınaklardaki yasaklı köpekler ve diğer tüm tür can, hayvanlar "can" değil, "mal" olarak görülmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Kanun Teklifi Kabul Edildi

Görüşmelerin ardından Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

(Haber Merkezi / Haber Kent)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri