Yiğit: ‘Ülkemizde Fakir ile Zengin Arasında Uçurum Derinleşti’

Yiğit: ‘Ülkemizde Fakir ile Zengin Arasında Uçurum Derinleşti’
Birleşik Kamu-İş Konya İl Temsilcisi ve Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “1 Mayıs, bayram olmaya her zamankinden daha uzaktır. Hızla yoksullaşan ülkemizde orta sınıf kavramı yok olmuş ve fakir ile zengin arasındaki uçurum derinleşmiştir” dedi.

Birleşik Kamu-İş Konya İl Temsilcisi ve Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “1 Mayıs, bayram olmaya her zamankinden daha uzaktır. Hızla yoksullaşan ülkemizde orta sınıf kavramı yok olmuş ve fakir ile zengin arasındaki uçurum derinleşmiştir” dedi.

1 Mayıs’ın bugün bayram olmaktan uzak olduğunu öne süren Özgür Ulaş Yiğit, “1 Mayıs, bayram olmaya her zamankinden daha uzaktır. Yanlış ekonomi politikalarıyla, hepimizin hakkı olan kaynakların iktidar yandaşlarına peşkeş çekilmesiyle gelinen noktada,  hızla yoksullaşan ülkemizde orta sınıf kavramı yok olmuş ve fakir ile zengin arasındaki uçurum derinleşmiştir. Nüfusun en düşük gelir grubunu oluşturan yüzde 20’lik diliminin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5,9; buna karşın nüfusun en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubunun toplam gelirden aldığı pay ise yüzde 47,5’dir. Ev taksitini aratmayacak büyüklükte kiralar, marketlerde durmadan değişen etiketler, haracı aratmayacak hale gelen devasa vergiler, emekçilerin belini bükmüştür. Tüm emekçi sınıfı gibi, eğitim emekçileri olarak bizler de sırtımıza yüklenen bu derin yoksulluğun ağırlığı altında ezilmekteyiz. O yüzden bugün, bizler için bir bayramdan çok yaşadığımız cehennemi haykırmanın ve bize yaşatılan bu kabusa karşı sessiz kalmayacağımızı göstermenin günüdür” diye konuştu.  

“Eğitim Emekçilerinin Yüzde 95’i Gıda Masraflarını Karşılayamıyor”

Eğitim emekçilerinin gıda masraflarının dahi yarısını karşılamadığını savunan Özgür Ulaş Yiğit, şöyle devam etti: “Eğip bükmeye gerek yok; eğitim emekçisinin hali ortadadır: Sendikamızın araştırması ortaya koymuştur ki eğitim emekçilerinin yüzde 95’i ailesinin gıda masraflarını dahi karşılamakta zorlanırken, yüzde 65’i belli aralıklarla ailesinden borç almak durumunda kalmaktadır. Yani bu iktidar öğretmenin evine başı dik girebilme hakkını da çalmıştır. Kredi ve kredi kartına batmış olmayan, daha aybaşında ay sonunu kara kara düşünmeyen tek bir eğitim emekçisi yoktur. OECD ülkeleri arasında öğretmene en az maaşın verildiği 6. ülke olan Türkiye’de bizlerin alım gücü, dizginlenemeyen enflasyon karşısında gün be gün erimektedir. Güvenceli çalışma, kadrolu istihdam bir hak olmasına rağmen öğretmenler ücretli, sözleşmeli, kadrolu adı altında kategorize edilerek, ayrıştırılarak sömürülmektedir. Hükümet aynı zihniyetle yıllardır kadrolu yardımcı personel, hizmetli ve memur ataması yapmayıp, çalışanlar üzerindeki iş yükünü arttırmış ve taşeron işçilerle, İŞKUR üzerinden sağlanan geçici çalışanlarla bu hizmetleri düşük ücret vererek sağlamaya çalışmıştır.

Son dönemlerde siyasi iktidarın liyakatsiz bir şekilde atadığı rektörler aracılığıyla, üniversiteler üzerinde bilimsellikten uzak, baskıcı politikalar uygulanmaktadır. Maaşları yoksulluk sınırının altına düşen akademisyenler, alanlarında bilimsel çalışmaları geliştirirken birçok zorluklarla karşılaşmaktadır. Birçok başarılı akademisyen, ekonomik sebeplerden dolayı üniversitelerinden ayrılmak ve yurtdışına gitmek istemektedir.  Akademisyenlerimizin alanlarında kendilerini geliştirebilmeleri ve bilimsel çalışmalarını yapabilmeleri için daha çok ekonomik desteğe ihtiyaçları olduğu ortadadır. Bu ülkenin geleceği olan çocuklarımızın laik, bilimsel, kamusal, adil eğitimden her geçen gün biraz daha uzaklaştırılmalarını, Kabul etmiyoruz. Ant olsun ki sesimizi büyüterek, birleşerek kazanacağız. Biliyoruz ki kayayı parçalayan suyun şiddeti değil, sürekliliğidir; o yüzden bir an dinlenmeden, uslanmadan mücadele ederek kazanacağız. Kazanmak zorundayız ve kazanacağız!

Bu konudaki mecburiyetimiz, ancak Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Mayıs 1919’da Samsun Havza’da yaptığı konuşmayla izah edilebilir: ‘Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir. Zaten geri dönmek imkanı da yoktur’ Geri dönmeyeceğiz, Kazanacağız arkadaşlar! Kazanacağız. Yaşasın Eğitim-İş, Yaşasın 1 Mayıs ve haklı mücadelemiz.”

(Haber Merkezi / Haber Kent)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.