Konya Eczacılar Odası’ndan “Sağlık Sanayii Başkanlığı Kurulmalı” Önerisi!
5. Bölge Konya Eczacı Odası Başkanı Ahmet Hakan Koru, milli ilaç sanayisinin geliştirilmesi gerektiğini bildirerek, doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı, hızlı karar alabilen ve bağımsız bütçeye sahip bir Sağlık Sanayii Başkanlığı kurulması önerisi geldi. Koru, yerlileşme hedeflerinin tek merkezden kararlı ve tavizsiz şekilde yönetilmesi gerektiğini belirterek, sağlık sektörünün de en az savunma sanayii kadar stratejik bir alan olduğunun altını çizdi.
Türkiye’nin ilaçta bağımsızlığa ulaşabilmesi için milli ilaç sanayisinin stratejik bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini savunan Konya Eczacı Odası Başkanı Ahmet Hakan Koru, son dönemde eczacıların yaşandığı sorunlara ilişkin de açıklamalarda bulundu. Koru, ilaçta Türkiye’nin tam bağımsız olması gerektiğinin altını çizdi. Milli ilaç sanayisinin hayati önem taşıdığını anlatan Koru, bunun artık hayata geçirilmesinin bir zorunluluk olduğunu kaydetti.
“Küresel Ölçekte Rekabet Etmeliyiz”
İlaç pazarında dışa bağımlılığın son bulması gerektiğine değinen Koru, “Türkiye’de ilaç üretiminin kutu bazında yüksek oranda yerli görünmesine rağmen, ilaçların en kritik bileşenleri olan aktif farmasötik bileşenler ile yardımcı maddelerin büyük ölçüde Çin ve Hindistan’dan ithal ediliyor. Bu durum ülkenin sağlık alanındaki dışa bağımlılığının en önemli göstergelerinden biridir. Kutu ambalajlamanın ötesine geçerek küresel ölçekte rekabet edebilen bir ilaç sanayisi oluşturmak istiyorsak, savunma sanayiinde uygulanan vizyona benzer uzun vadeli, kararlı ve sürdürülebilir bir devlet politikasına ihtiyaç vardır” diye konuştu.
“Stratejik Hammadde Üretim Tesisleri Kurulmalı”
Koru, tıpkı petrokimya tesislerinde olduğu gibi devlete ait veya devlet destekli Stratejik Ham Madde Üretim Tesisleri kurulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Özellikle kanser, kalp-damar hastalıkları ve antibiyotik üretiminde kullanılan kritik etken maddelerin Türkiye’de üretilmesi gerektiğini vurgulayan Koru, bu alanda yatırım yapacak üreticilere altyapı desteği, uygun enerji maliyetleri ve vergi muafiyetleri sağlanmasının dışa bağımlılığı temelden azaltacağını getirdi.
Koru’dan Sağlık Sanayii Başkanlığı Önerisi Geldi
Savunma Sanayii Başkanlığı modelini örnek gösteren Koru, doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı, hızlı karar alabilen ve bağımsız bütçeye sahip bir Sağlık Sanayii Başkanlığı kurulmasını önerdi. Koru, yerlileşme hedeflerinin tek merkezden kararlı ve tavizsiz şekilde yönetilmesi gerektiğini belirterek, sağlık sektörünün de en az savunma sanayii kadar stratejik bir alan olduğunun altını çizdi.
“Yerli Üretici Desteklenmelidir”
Yerli ve stratejik öneme sahip ilaçlarda mevcut fiyatlandırma modelinin yeniden düzenlenmesi gerektiğine değinen Koru, savunma sanayiinde uygulanan proje bazlı destek ve fiyatlandırma anlayışının ilaç sektörüne de entegre edilmesini isteyerek, “Bu sayede yerli sanayicinin ilaç üretimine daha fazla yatırım yapabilir. Milli ilaç üretiminin teşvik edilmesi hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük kazanımlar sağlayacaktır” açıklamasında bulundu.
“İlaç Firmalarının Satılması Büyük Risk”
Yerli ilaç firmalarının yabancılara satılmasının ciddi bir risk olduğunu öne süren Koru, İlaç firmalarının yabancı küresel şirketlere veya yatırım fonlarına satılması kısa vadede döviz girişi sağlasa da orta ve uzun vadede ülke açısından ciddi riskler barındırıyor. Yabancı şirketlerin küresel tedarik zinciri optimizasyonu gerekçesiyle Türkiye’deki üretim tesislerini kapatabilir veya küçülebilir. Bu durumda üretim yurt dışına kayabilir. Türkiye yeniden ithale bağımlı hale gelebilir” uyarısında bulundu.
“Hastaların Mağduriyetine Yol Açar”
Pandemi, savaş veya küresel tedarik krizlerinde yabancı şirketlerin sınırlı hammadde ve ilaç stoklarını öncelikle kendi ülkelerine veya daha yüksek kâr sağlayan pazarlara yönlendirebildiğini ileri süren Koru, karar merkezi yurt dışında bulunan şirketlerin Türkiye’nin ihtiyaçlarını öncelemesini sağlamanın hukuken ve fiilen oldukça güç olduğunu dile getirdi. Yerli üreticilerin devletle uzlaşma zemini arayabileceğini ancak yabancı tekellerin kanser, epilepsi ve benzeri hayati ilaçları piyasaya vermeme ya da pazardan çekme kartını çok daha sert şekilde kullanabileceğini iddia eden Koru, bunun doğrudan hastaların mağduriyetine yol açabileceğini aktardı.
“Yatırım Fonlarının Önceliği Halk Sağlığı Değil” İddiası
Şirketlerin yabancı yatırım fonlarına satılması halinde riskin daha da arttığını belirten Koru, yatırım fonlarının temel amacının şirketi 5-7 yıl içerisinde büyüterek veya maliyetleri düşürerek daha yüksek bedelle yeniden satmak olduğunu iddia ederek, “Ülkemizde bunun çok sayıda örneği bulunmaktadır. Bu süreçte Ar-Ge, stratejik üretim ve halk sağlığı gibi kavramların yatırım fonlarının öncelikleri arasında yer almıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Mücadelemizi Yıllardır Sürdürüyoruz”
Batılı ülkeler de sağlık sektörünü ulusal güvenlik olarak gördüğüne dikkat çeken Koru, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD ve Avrupa ülkelerinin pandemi ve sonrasında yaşanan jeopolitik gelişmelerle birlikte ilaç ve biyoteknoloji sektörünü artık bir ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Biz bu mücadeleyi yıllardır sürdürüyoruz. Bu konuların ülkemiz tarafından dikkatlice ele alınması elzemdir. Milli ilaç sanayii, Türkiye’nin sağlıkta tam bağımsızlığı için olmazsa olmazdır. Konya Eczacı Odası olarak yıllardır bu konuyu gündeme taşıdık, taşımaya da kararlılıkla devam edeceğiz”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.