Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan’a ve Uygur Türklerine uyguladığı zulmü, ‘Bugün Doğu Türkistan’da Neler Oluyor?’ diye özetleyen Türkiye’de bir milletvekili, bir partinin Gençlik Kolları Genel Başkanı… Doğu Türkistanlıların, Uygur Türklerinin sesi oldu. Abdulkadir Karaduman…

“DOĞU TÜRKİSTAN 200 YILDIR ZULÜM ALTINDA!”

“Ekonomik, stratejik ve demografik sebeplerden ötürü Çin Halk Cumhuriyeti azılı dişlerini ve pençelerini Doğu Türkistan’a ve Uygur Türklerine geçirmiştir” diyen Saadet Partisi (SP) Konya Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman, bugün Doğu Türkistan’da olanları çarpıcı şekilde şöyle özetledi:

“Bugün Doğu Türkistan’da neler oluyor diye baktığımızda;

-Doğu Türkistan 200 yılı aşkın bir süredir Çin Halk Cumhuriyeti’nin zulmü altındadır. 7,5 milyondan fazla olan Uygur Türkleri zalimlerin ambargosu altında hayatlarını idame ettirmektedir.

-5 Temmuz 2009’da yaşanan katliam dâhil olmak üzere katliamlar, yargısız infazlar, keyfî gözaltı, keyfî tutuklama, işkence ve idam cezaları ile doğum kontrolü politikası nedeniyle gerçekleşen ölümler ve nükleer denemelerden kaynaklı yaşam hakkına yönelik ihlaller sistematik olarak devam etmektedir.

-Tek tipçi anlayışla özellikle Uygur olanlara ve Müslüman olanlara hayatın her alanında ve hassaten kamu kurumlarında hizmet alan veya veren pozisyonunda ve sokakta da ayrımcı politikalar, fiiller uygulanmaktadır.

-Uygur dilinin yasaklanması, kısıtlanması ve diğer ihlaller işgal süreci ile başlamıştır. Otonominin sözde kalması nedeniyle de Uygur dili, dini, Uygur kimliği açısından sorunlar devam etmektedir. Ana dilin kullanımının kısıtlanması; ana dilde eğitimin yasaklanması Doğu Türkistanlıların en fazla dile getirdiği ihlaller arasındadır.

-Demografik yapının değişmesi, zorunlu göç ve yerleşim politikaları sonucunda çok sayıda insan yerinden edilmiştir. Ülkede özellikle Müslüman Uygurlar için gerek temel hak ve özgürlükler yönünden gerekse temel insani ihtiyaçlar yönünden ciddi sorunlar söz konusudur. Çinlilerin Uygur bölgelerine yerleştirilmesi önemli bir sorun kaynağıdır.

-1949 yılında Doğu Türkistan bölgesindeki Uygur nüfusunun genel nüfusa oranı yüzde 90'ın üzerindeydi. Bugün ise bu oran yüzde 45'e düşmüş durumdadır. Çinlilerin oranı ise yüzde 40 dolaylarındadır.

-İfade özgürlüğünün kısıtlanması; haber alma, iletişim ve bilgi edinme özgürlüğünün kısıtlanması sadece Doğu Türkistan ve Çin içerisinde yaşayanlarla ilgili değil dünyanın dört bir yanındaki herkese yönelik bir ihlaldir.

-Çin’in uyguladığı baskıcı politikalar, bölgeye uluslararası ulaşımı, insani yardımların girişini ve hak ihlallerinin yerinde tespitini imkânsız hâle getirmektedir.

-Doğum kontrolü politikası, zorunlu kürtaj, genç kızların zorunlu işçi olarak çalıştırılması, Doğu Türkistanlı kadınların fuhşa zorlanması gibi ihlaller ise özellikle kadınların yoğunlukla maruz kaldığı ihlaller arasındadır.

-Bugün Doğu Türkistan dışında yaşayan Uygurlular, Doğu Türkistan’da yaşayan yakınlarından bir haber alamamaktadırlar. Telefonla ya da sosyal medya aracılığıyla görüşmek mümkün değil.”

“BİZLER, BÜTÜN ZULÜMLERİN KARŞISINDA VE TÜM MAZLUMLARIN YANINDA YER ALIRIZ”

Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman, önceki gün Çin Büyükelçiliği önünde eylem gerçekleştiren Doğu Türkistanlıları ziyaret etmiş, Büyükelçilik önündeki fotoğraf sergisini de gezmesinin ardından Doğu Türkistanlı eylemcilerle birlikte basın açıklaması gerçekleştirmişti.

Karaduman, açıklamasında; “Çin Büyükelçiliği önünde insanlık için utanç durumu olanı bir dramı duyurmak, bu zulmü ve anlam veremediğimiz bu sessizliği reddetmek için toplandık. Dünyanın gözleri önünde açık bir şekilde cereyan eden Doğu Türkistan’daki zulmü lanetlemek üzere toplanmış bulunuyoruz. Doğu Türkistan, bizim için Filistin kadar mühim, Suriye kadar değerli ve Karabağ kadar kıymetli bir meseledir. Bugün, Dünya’nın adeta sus pus kesildiği, insanların yaşanan zulme gözlerini kapadığı, medyanın ambargo koyduğu, biz Müslümanların ise çaresizlik içinde takip ettiği Doğu Türkistan’dan ve Uygur Türklerinden bahsedeceğiz. Bugün, vahşi kapitalizmin ve zulmün bir diğer temsilcisi Çin Halk Cumhuriyeti’nin insanlık dışı uygulamalarını kamuoyuna açıklamış olacağız. Bizler; kimden gelirse gelsin ve kime yapılırsa yapılsın bütün zulümlerin karşısında ve tüm mazlumların yanında yer alırız” ifadelerini kullanmıştı. 

(HM/ Haber Kent)